#SabahçılarKulübü

Bugünkü yazım, sabah insanlarına… Bize bir isim bile taktım. Sanki bir kulübümüz varmış gibi başlığa tabelamızı astım. Nasıl 05.00’te kalkıyorsun diye ısrarla soran, ‘o saatte spor yapılır mı, yazı yazmak için o saatte uyanılır mı, o saatte mail atılır mı’ diye soran arkadaşlarım da meraklarını dindirmek için okuyabilir pek tabii. Ben bir sabah insanıyım. Hep... Continue Reading →

Senin evin neresi? – ‘Homecoming’

Haftasonumu, Instagram’dan uzun zamandır severek takip ettiğim Dr. Thema’nın yeni çıkan Homecoming kitabını okuyarak geçirdim – okumaya devam ediyorum. İlginç bir tesadüf oldu çünkü tam tatil dönüşüne denk geldi ve sebebini birazdan anlatacağım. Kitabın perspektifi çok güzel; özetle hepimizin kimi zaman bazı sebeplerle ‘evden’ yani özümüzden uzaklaştığımızı, ve iyileşmek için ‘eve’ geri dönmemiz gerektiğini anlatıyor.... Continue Reading →

Çocuk da Yapamam, Kariyer de!

Elif Şafak’ın Siyah Süt kitabının çıktığı günleri hatırlıyorum. Sene 2007. Ben 21 yaşındayım. Kitabın konusunun yazdığı bir haberi okuyorum: Elif Şafak kitapta, doğum sonrası depresyonundan, bebeğinden nasıl nefret ettiğinden bahsediyor. O anda yüreğimde oluşan derin dehşet ve kınama hissini bugün gibi hatırlıyorum. İçimden hemen şu yaftayı yapıştırıyorum: 'Ya entellektüellik diye ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz, ayıp be!' Bunu söyleyen ben, çocukluğundan... Continue Reading →

En güçlü yanın, aslında en güçsüz yanın olmasın?

Klişe bir soru; en güçlü yanın nedir? Özellikle bir İK sorusu olarak o kadar ünlendi ki, bu sorunun en makbul cevapları diye listeler var artık. Google’a sorarsanız, bu soruya uygun görülen genel cevaplar, ‘yazmak, satış, insan ilişkileri, yaratıcılık’ gibi özellikler. Gayet güzel, buraya kadar sorun yok. Hepimiz bazı konularda özellikle iyiyiz. Peki, bu en güçlü... Continue Reading →

Çocuklu Evde Home Office: Bir Yeni Yüzyıl Becerisi

Bir yanda hayatımızdan yok olan trafik. Ev kıyafetleriyle çalışmanın rahatlığı. Bir yanda arka fonda durmadan çalan ‘Ali Baba’nın çiftliği’ sesleri, çığlıklar, ağlamalar. Sürekli yemek pişmesi ve sürekli fonda çalan Aram Sam Sam’a eşlik eden soğan kokuları. Yere takır tukur düşen legolar, paldır küldür yuvarlanan kutular, yumruklanan kapılar. Yeni ofisinize hoş geldiniz! Son iki hafta hepimiz... Continue Reading →

Website Built with WordPress.com.

Up ↑